Yavuz Aağıralioğlu: Türkiye'de itirazlar yetim!
  • POLİTİKA
  • 15 Şubat 2025 Cumartesi 01:42

Anahtar Parti Lideri Yavuz Ağıralioğlu, KARAR TV'de Taha Akyol ve Elif Çakır'ın sorularını yanıtladı. CHP'nin cumhurbaşkanı adaylığına ilişkin açıklamalarının erken olduğunu söyleyen Ağıralioğlu, "Türkiye'nin en büyük sorunu itimat edilebilir, peşine düşülebilir ciddiyetine memleket teslim edilebilir bir alternatif bulamamasıdır. " dedi.

Anahtar Parti Lideri Yavuz Ağıralioğlu, KARAR TV'de Taha Akyol ve Elif Çakır'ın sorularını yanıtladı. Ağıralioğlu, "6 yıldır tecrübe ettiğimiz bir sistemin karnesinin kötü olduğunu" belirterek, Türkiye'nin işsizlik, enflasyon ve hukuk standartlarında 2018'den geriye gittiğini ifade etti. "Türkiye'nin en büyük sorunu, güvenilir ve peşinden gidilebilecek bir alternatifin eksikliğidir" diyen Ağıralioğlu, muhalefetin daha etkili ve kararlı bir şekilde sesini yükseltmesi gerektiğini vurguladı. Hukukun bağımsız olması gerektiğini vurgulayan Ağıralioğlu, mevcut HSK yapısının iktidarın etkisinde olduğunu ve yargının gölgede kaldığını ifade etti.

MHP lideri Devlet Bahçeli'nin Öcalan'a olan çağrısına ilişkin konuşan Ağıralioğlu, "Öcalan'ı Kürde değdirmeyi, Öcalan yüzünden Meclis'i boşa çıkarmayı Öcalan'ı muhatap alarak bölgedeki sorunları çözme teşebbüsünü devlete siyasete mücadelemize şehide hakaret sayıyorum. Devlet bey, Kılıçdaroğlu'na; Kavala'yı çıkaracaksın, Demirtaş'ı çıkaracaksın söyle bakalım Öcalan'ı da çıkaracak mısın? Kemal beyin Öcalan'ı çıkarmasından korkmamışlar, kendilerinden önce çıkarmasından korkmuşlar." ifadelerini kullandı.

Ekonomiye ilişkin açıklama yapan Ağıralioğlu, ekonomi programının tutması için 2002 yılındaki Tayyip Erdoğan'ın olması gerektiğini belirterek, "Bu ekonomi programı tutabilir ama 2002'deki Tayyip Erdoğan'a ihtiyaç var. Parmağındaki yüzükten başka bir şeyi olmayan, harcadığı her kuruşun hesabını veren bir adam lazım. Harcamaları, kamu kaynaklarını yatırıma dönüştüğü iddiasıyla konuşulan bu Tayyip Erdoğan'la bu ekonomi programı olmaz." diye konuştu.

Ağıralioğlu'nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle;

"BÜTÜN ENDEKSLERDE 2018'DEN GERİDEYİZ"

"6 yıldır tecrübe ettiğimiz bir sistem var. Demokrasi, ekonomi güçlenecekti, hukuk standartlarımız güçlenecekti... Türkiye'de işsizlik rakamları ortada, paramız ortada, pasaportumuz ortada... Bütün endekslerde 2018'den gerideyiz. Bize sunduğunuz ve onaylattığınız, çok iyi olacak dediğiniz sistemin karnesi bu. İnsanlar sizin gibi düşünmek zorunda değil. Bize desinler, biz size demokrasi vaat ettik sizin ne diyeceğinize, nerede diyeceğinize, sonrasında başınıza neler geleceğine dair tek tek yazsınlar. Millette böyle boş bulunuyor illa mahkeme tarafından yargılanmak olmaz. Hükümet milletine, STK'lara, iş dünyasına, muhalefete yardım etsin. Benimle nasıl konuşulur, cumhurbaşkanına ne denilir, memlekette bir yanlışa nasıl itiraz edilir... Bunlarla ilgili metinler yazsınlar millet de oradan baksın.

"MAĞDUR OLMUŞ BİR SİYASAL GELENEK, MİLLETİNE BÖYLE TEŞEKKÜR EDEMEZ"

Sayın Cumhurbaşkanı şiir okumuş ve zindana girmiştir. Hakkı yenmiş, zorluk yaşamış, siyasi partisi kapatılmış, evlatları kat sayı adaletsizliğine uğramış, tehdit edilmiş, rencide edilmiş bir insandır. Hanımefendi, 2007'de GATA'ya giremedi. Sen şiir okudun diye zindana girdin, senin yönettiğin ülkede şiir okudu diye kimse zindana girmesin. Senin çocukların itildi kakıldı, sen kimsenin çocuğunu itip kakma. Başınıza gelen kötülükler başkasının başına gelmesin diye size imkan veriyoruz. Bizim iktidardaki arkadaşlarımız bunu yanlış anlamış. Başlarına gelen her şeyi milletin başına getirmeye vazifelendirilmiş gibi anladılar. İktidar bizim başımıza ne gelmişsize sizin de başınıza onu getireceğiz gibi davranıyor. Bunu nereden çıkardılar bilmiyorum. Yaptıkları her şey, memlekette hakkı yenmiş, ailesiyle mağdur olmuş, zindanlara girmiş bir siyasal gelenek, kendisine iktidar yetkisi veren milletine teşekkür böyle edemez.

"TÜRKİYE'DE İTİRAZLAR YETİM"

Türkiye'deki bu siyasi parselizasyon bu tecrübe ettiğimiz sistem itirazı yetim bıraktı. Bu gördüğümüz şey kendini devlet zannetme hastalığıdır. Uzun iktidarların beraberinde getirdiği bir komplikasyondur. Bir adam 25 sene okulun müdürü olursa okul kendinin zannediyor. Evladı memur olan korkuyor, iş adamı korkuyor, akademisyen itiraz edince başına bir şey gelecek diye korkuyor. Bu korku iklimin sebep olduğu ilk menfi şey itirazın yetim kalmasıdır. Demokrasilerde işin daha iyi olmasını sağlayan şey itirazlardır. Daha iyisi mümkün itirazı kuvvetliyse demokrasi daha iyidir. Buna zaman zaman muhalefetin ilkesizliği de sebep olabilir. Ortalama demokrasilerde muhalefetin kuvveti demokrasinin kuvvetidir. Ortalama demokrasilerde itirazın kuvveti demokrasinin kuvvetli olduğunu gösterir.

Bizim ekibimizden bir hukukçu arkadaşımız, Öcalan meselesi konuşulurken umut hakkının mümkün olmadığını, 99'da yakalanan Öcalan'ın o gün terör örgütünü lağvetmediğini, o zamanki terör örgütünün faaliyetlerinin bitmediğini bu nedenle de umut hakkının mevzu edilmeyeceğine dair bir metin yazdı ve üniversite yönetimi tarafından uyarıldı. Süreci engelleyecek açıklamalar yapmayın denildi. Hukuki bir metin yazsanız da uyarılıyorsunuz.

"BU SİSTEM HER YERDE AYNI SONUCU DOĞURUR"

Bu sistem dünyada her yerde aynı sonucu doğurur. Bu kadar denetimsizlik, bu kadar parti devleti, kendilerini denetleyecek kurumları da atayacak kadar siyasi taassubun başka bir şey doğurması mümkün değil. Bu sistem, demokrasi, denetim, şeffaflık doğuramaz. Bu sistemsizlik meselesidir ve biz bunu konuşmalıyız. Şuan da en büyük mesele, meseleleri doğru konuşamamak. Bir siyasi şamata var ve Tükiye bu siyasi şamata nedeniyle meselelerini konuşamıyor. Ben Anahtar Parti'nin Türkiye'ye meselelerini doğru konuşabilme imkanı vermesi, öznesi şahıslar ve sistem olan kanun ya da kurallar olan bir zemine çekmesi gerektiğini düşünüyorum. Yoksa biz bu bataklıkta boğulacağız.

Aslında hükümet hukukun nasıl çalışması gerektiğini biliyor. HSK, siyasetin gölgesinden kurtulmalı. İktidar partisinin belirleyici olduğu çoğunluğu elinde tutacak şekilde olduğu HSK yapısının hakim gücü haline gelmiş bir HSK bağımsız değildir.

"TÜRKİYE'DE YAŞAMAK İÇİN ADAM BULMAK LAZIM"

Tayyip bey gölgede kalmış bir yargının mağdur ettiği bir adamdır. Tayyip bey 'milletin adamı' diye kendisine hitap edilmesini çok seviyor. O milletin adamıysa biz neden her işi yapmak için adam arıyoruz? Türkiye'de nüfuzlu birilerine ulaşmadan iş yapılamaz hale geldi. Şuan da Türkiye'de yaşamak için adam bulmak lazım. Ölmek için bile adam lazım. O zaman da mezar arıyorsunuz.

"TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SORUNU GÜVENİLİR BİR ALTERNATİF EKSİKLİĞİ"

Lafı sözü erken söylemek bazen lafı hafifletir, iddianızı hafifletir. Dikkat etmek gerekir, zamanında kıvamında olmalıdır. Hiç lüzumu yokken bu konuları konuşmak milleti siyasetten soğutur. Türkiye'nin en büyük sorunu itimat edilebilir, peşine düşülebilir ciddiyetine memleket teslim edilebilir bir alternatif bulamamasıdır. Bu siyasi fakirliğin alternatifi yoksa yaşama sevincini kaybedebilir insan.

Tayyip bey kendi söylediklerine bakıyor mu? 2002'de söylediklerini 2025'te de söylüyorsa bunun hesabını kim verecek? 2002'de vaat ettiklerini 2025'te yine vaat ediyor. 2002'de enflasyonu halledeceğim, gelir adaletsizliğini halledeceğim, fakirin daha fakir, zenginin daha zengin olduğu bu berbat iklimi halledeceğim, rantı, yolsuzluğu halledeceğim, ithalat bağımlılığını halledeceğim... Bunların hepsini 2002'de söylemiş. Sonra elimizde bu kalmış, 600 milyar dolar faiz ödemişiz, 538 milyar dolar yatırım yapmışız. 23 yıllık karnenize bakın. Büyüme oranlarına bakın. Cumhuriyetin ortalama büyüme oranları 5.5, AK Parti'nin büyüme oranları 5.3'tür. Her derde deva bu sistemin büyüme oranı 4.3'tür. Kendi skorlarınızı muhasebe edin. 25 sene sonra iktidara yeni gelmiş gibi davranıyorsunuz. Sonra size itiraz edenleri düşman görüyorsunuz.

"TÜRKİYE'NİN ÇÖZÜLEMEYECEK BİR TANE MESELESİ YOK"

Ben Türkiye'nin çözülemeyecek bir tane meselesi olduğunu zannetmiyorum. Başımıza gelen her şey yönetim kalitesizliğinden kaynaklıdır. Türkiye'de siyasi adab-ı muaşeret yoksunluğundan pek çok sorun sorundur. Sayın Cumhurbaşkanı 'ben biliyorum' demek yerine 'bilene soruyorum' dese bu sorunların yüzde 90'ını yaşamayız. Ortada deneme tahtasına dönmüş bir millet var. Bu kadar sorunu olan memlekette 'kim cumhurbaşkanı olsun?' sorusunun sorulmasını lüzumsuz görüyorum. Biri gelince kurtulup biri gidince berbat olacağımız bu iklimi değiştirmeliyiz. Kim gelirse gelsin ortalama yaşam standartlarımıza bir şey olmasın.

Ülkenin zeki evlatlarının yurt dışına gitmesinden muzdarip değilim. Kahırlı gitmelerinden muzdaribim. Mülakat adaletsizliğinden evlatlarımız canlarına kıyıyor. İş bulamıyor canına kıyıyor. 8-9 milyon madde bağımlısı evladımız var. Analar babalar evlerini kilitliyor. Bazı analar babalar evlatlarından ümidi kesmiş Allah'ım al canını diyor. Devletin duyması gereken bu. Devlet TÜSİAD'ı duyuyor onu değil önce bu anaların feryadını duy. Korkunç cinayetler işleniyor. Türk milleti evlat öldürebilir mi? Çocuk tecavüzü nedir? Bu millete ne oluyor. Hiç umurlarında değil. Toplum alarm veriyor. Herkes feryat figan bağırıyor. Toplum biz ölüyoruz diyor. Biz bu toplumu şimdi toplamazsak bir siyasi irade ortaya çıkaramazsak cumhurbaşkanı kim olursa olsun akıbet değişmeyecek.

Altılı masanın ilkesizliğine karşıydım. Demir demiri, çelik çeliği çeker, çeliğe teneke yapıştırmaya kalktılar. Bizim partimizi millet kurdu. Hiçbir partinin yedeği değiliz. Müstakil olarak millet iradesine yürümek zorundayız. Anahtar Parti; her şeyi yapma marifetiyle başarmayanlarla bu kadar soruna rağmen organize edemeyen kifayetsizler arasında. Milletin A planı olacağız. Merkezinde millet olan. Ay yıldızlı al bayrağın altında yaşayan, ben bu topraklara aitim diyen, aidiyeti mezhebi ne olursa olsun ben bu memleketin evladıyım diyen herkesin daha iyi bir gelecek için bir arada olacağı bir zemin. Tayyip beyin bu kadar uzun iktidarlığında sevip de sövmediği, sövüp de sevmediği, dost olup düşman olmadığı, düşman olup dost olmadığı Allah'ın kulu kalmadı.

"KÜRTLERLE İLGİLİ HERHANGİ BİR MESELEYE ÖCALAN'IN KONULMASINI KÜRDE KÜFÜR SAYARIM"

Geçen dönem iktidarın siyasi propagandası şuydu: Dediler ki fakirliğinize sebep olan yanlışlarımız oldu ama devlet düşmanlarıyla oturmadık. Fakirlik var bunu çözeceğiz, sizin çocuklarınız katledenlerle oturup konuşmadık. Kandil'in temsilcileriyle siyaset yapmadık. Millet fakirliğe razı oldu. Şimdi Kandil'in temsilcisi masada oturuyor diye kızdıklarımıza şimdi alan açıyorsunuz Meclis'i temsilen İmralı'ya gidin. Ben Kürtlerle ilgili herhangi bir meseleye Öcalan'ın konulmasını Kürde küfür sayarım. Daha önce denendi bu ve biz Güneydoğu Anadolu'yu kaybettik. Çözüm sürecinde Diyarbakır Ulu Camii cemaatini kaybettik. Aslında bizimle beraber olması gereken pek çok insanı çözüm sürecinde yanlış muhatap yüzünden kaybettik. Onlar şöyle düşündü; koca devlet bizim ne sorunumuz var demek yerine sorunlarımızı evlatlarımızın katilleriyle konuştu. Eskiden alnı secde gören birinin HDP'li olması utanılır bir şeydi. Çözüm sürecinde bin 212 evladımız şehit oldu. AK Parti iktidara geldiğinde HDP yüzde 4'tü şimdi yüzde 10'lara geldi.

Öcalan'ı Kürde değdirmeyi, Öcalan yüzünden Meclis'i boşa çıkarmayı Öcalan'ı muhatap alarak bölgedeki sorunları çözme teşebbüsünü devlete siyasete mücadelemize şehide hakaret sayıyorum. Devlet bey, Kılıçdaroğlu'na; Kavala'yı çıkaracaksın, Demirtaş'ı çıkaracaksın söyle bakalım Öcalan'ı da çıkaracak mısın? Kemal beyin Öcalan'ı çıkarmasından korkmamışlar, kendilerinden önce çıkarmasından korkmuşlar. Bunun hikmeti nedir? Bu kadar kısa aralıklarla seçmende karakter travmasına neden olacaklar.

"MİLLET KADERİNE EL KOYSUN"

Anahtar Parti Türk milletinin istikbaline yürüsün istiyoruz. Millete kaderine el koyması için imkan veriyoruz. Geçmişin değil geleceğin kadrosu olmaya çalışıyoruz. Bizim parti münakaşasına ihtiyacımız yok. Canımız sıkkın değil, coşkuluyuz.

"BU EKONOMİ PROGRAMINA 2002'DEKİ ERDOĞAN LAZIM"

Bu ekonomi programı tutabilir ama 2002'deki Tayyip Erdoğan'a ihtiyaç var. Parmağındaki yüzükten başka bir şeyi olmayan, harcadığı her kuruşun hesabını veren bir adam lazım. Harcamaları, kamu kaynaklarını yatırıma dönüştüğü iddiasıyla konuşulan bu Tayyip Erdoğan'la bu ekonomi programı olmaz. Mehmet Şimşek diyor ki enflasyonla mücadeleye millet inanmadı. Niçin inansınlar? Siz verdiğiniz zammı gıda enflasyonu olarak milletin cebinden 2 ay sonra alıyorsunuz. Ekonomi, ekonomik tırnakçılığa dönmüş. Devlet sana diyor ki kendine telefon mu alıyorsun bana 1.5 tane alacaksın, kendine araba mı alacaksın bana 1 tane al gel sonra kendine al. Enflasyonla mücadele programının ayakları eksik. Mehmet Şimşek Kur Korumalı Mevduat'tan direkt çıkıyoruz diyemedi, her gün azalıyor dedi. Memleket deneme tahtası geldi. Sayın Cumhurbaşkanı çok inatçı bir adam.

Yeni anayasayı tehlikeli görüyorum. Asla makul görmüyorum. Tayyip bey 2009'da son seçimim demişti. Kendisi dedi ki ölene kadar. Tayyip bey her seçimde muhalefete neden oy verilmemesi gerektiğini söylüyor. Muhalefet benden daha kötü diye iktidarda kalmak nedir? Bu olağanüstü marifettir. Biz dişimize göre bir iktidar bulduk.

HABERE YORUM EKLE